Sakız Sardunya ne bir roman karakteriydi, ne hayali bir kahraman. İstanbul’da sakin bir mahallede, kendi halinde bir kız çocuğuydu. Boyu ne uzun, ne kısaydı. Saçları yaz mevsiminde sarıya, sonbaharda kızıla çalan kumraldı. Zayıftı ama sıska da sayılmazdı. Yüzü yuvarlak, gözleri elaydı.

Kitap okumaya, müzik dinlemeye, film seyretmeye, resim yapmaya, top oynamaya, ip atlamaya ve çikolatalı kurabiye pişirmeye bayılırdı. En sevdiği hayvanlar şunlardı: kediler, köpekler, keçiler, atlar ve çizgili sincaplar. Kendi başına oynamayı en çok sevdiği oyun, gökyüzündeki bulutlarda tanıdık şekiller aramaktı.